28 Aralık 2008 Pazar

Ayrıntı?

Aslında bu bölüm tembelliğim yüzünden başladı da denilebilir, eskiden derleyip sözlüklerde filan yazmış olduğum ayrıntılarla başlayacak, pek blog'umsu olmadığının farkındayım, daha yeni olduğundan dolayı böyle ama insan ister istemez özeniyo di mi? Çok harika, resimli mesimli, uzuuuuuuuun yazılar barındıran, deli içerik kastıran blog'ları görünce etkileniyorsun hemen. 

burda da sabahın 8'i olduğu bahanesini kullanıyorum. bir seferlik "get out of jail free" kartı gibi düşünürseniz yorulmam, üzülmem. 

ama sonrasında yenilerini de eklicem, ayrıntılarla sınırlı kalmadan hem de.

Bir de ilk yazı ya madem;

Şu güne kadar blog işleriyle fazla alakası olmamış bir insandım, sonra üstün insan gönen'in blog'unu gördüm, pek süper olmuştu, böyle doğaldı, eğlenceliydi, ne biliim, okutturuyordu kendini.

Benim de öyle olsa ya?

Onu kıskandım ben galiba. (şu galiba kelimesini kullanmasam egomdan patlardım ehe)

Gerçi onunki benimkinden daha güzel ama ben ilerleyen zamanlarda benimkinin daha güzel olduğuna inandırabilirim.

Bu ihtimal hep var yani ahah.

neyse;

Sana söylüyorum monitör başındaki ulu şahıs;

bu yazı seni eğlendiricek. emin ol.

ayrıntı candır!

öhm..

*Eldeki cam şişeyi yanından geçerken açık çöp tenekesine fırlatmak, girmeyip yere düştüğünde ise onun çıkardığı sesten utanmak, hızlı hızlı yürümek.

*Telefonla konuşurken birşeyler karalamak, bilgisayar başındayken ise mouse ile masa üstünde tuşlara basılı tutarak kareler çizmek.

*Deri otobüs koltuğuna otururken çıkan gaz çıkarma sesinden utanıp, yapmadığını, koltuktan çıktığını göstermek istercesine tekrar tekrar popoyu sürterek aptal gibi o sesi çıkarmak.

*Sokakta yürürken akla gelen komik birşeye güldükten sonra, aniden ciddi surat ifadesine bürününce tutarsız ve aptal görüneceğini düşünerek yavaş yavaş ciddileşmek.

*Sokakta taşa takılıp tökezlemek, sonra karizmayı toparlamak için 5-6 adım seke seke yürümek, hafif koşarak "ben spora yatkın ve atletik bir insanım, Her durumu da böyle soğuk kanlılıkla atlatırım" mesajı vermek.

*iki kişi kahkahalarla gülerken birinin diğerine tükürmesi, kahkanın yine devam etmesi ama eski coşkusunun kalmaması, tükürülenin çaktırmadan suratını silmesi, tükürenin ise pişmanlık duyması ve "ayı gibi güldük sanırsam" diye düşünmesi.

*Yürürken ayakkabının altına sıkışan taştan inanılmaz rahatsız olmak, sokak ortasında durup onunla ilgilenmeye utanmak ve çıkarmak için zombi gibi ayakları sürüyerek yürüyüp maymuna dönmek.

*aşırı kalabalık bir otobüste ayakta dururken, önünüzde duran dişinin yanlış anlamasını önlemek için ona arkanızı dönmek, arkanızda duran başka bir insanla yüzyüze geldiğinizde ise ne yapacağınızı, nereye döneceğinizi şaşırmak.

*çöp atmak için konteynıra yaklaştığınız anda fırlayıp size kalp krizi geçirttiren kediler. ayrıca "konterynır" kelimesinin ingilizce'den dilimize geçmiş çok samimiyetsiz ancak komik bir kelime olması.  konteynır hehhe.

*Otobüste, çantada duran telefonu kapatıp kapatmadığını hatırlayamamak, kalabalık yüzünden çantayı açıp kontrol de edememek ve "ya çalarsa rezil olurum lan ben" şeklinde yolculuk boyunca diken üstünde olmak.

*Bilgisayarda bir klasörü açmak isterken yeterince hızlı çift tıklayamamak, akabinde dosyanın rename özelliğinin çalışması ve kıl olmak.

*çocukken serçeyi güvercin yavrusu sanmak.

*Karşıdan 3+ kişilik bir maganda grubu gelirken omuzları dikleştirmek, surata çatık kaşlı bir ifade takınıp direk aralarından geçmek, "ulan bakın uzun saçlı küpeli filanım ama siz kanmayın buna, olası bir kavga esnasında ağzınıza sıçacak kuvvette bir insan evladıyım, sataşmayın yolumuza gidelim" blöfü yapmak, grubu geçince tekrar normal havaya dönmek.

Eğer hatunsak hiç grupla muhattap olmadan karşı kaldırıma geçmek.


*gecenin köründe televizyon açmak, ancak televizyonun sesinin bangır bangır olarak açılması, panik içinde sesi kısmaya çalışmak, ancak baskı altında sakin kalamamak, o yüzden sesi kısmayı da becerememek, geçen her saniyenin bir yıl gibi gelmesi, en sonunda televizyonun kapatma düğmesine basıp evdekileri dinlemek, kimse uyanmadı ise sevinmek, ama büyük bir suçluluk duygusu hissetmek.

*kapıyı hızlıca kapatınca hissedilen suçluluk duygusu.

*yapılan espri ortamda tuttuğu zaman, mahçupca gülümseyip "esprim beğenilse de -üm kalkmaz, alçak gönüllülüğümü de elden bırakmam, ayrıca herkes gülerken ben de gülerim, soğuk durmam asla, zira içten bir insan evladıyım" mesajı vermek.

*minibüste sigara içmek yasak olmasına rağmen şoför ve yanında tekli koltukta oturan hıyarın sürekli tüttürmesi

*ağaç ve elektrik direklerinin üzerine, bir parça telle bağlanmış, üzerinde "x çatı aktarma-izolasyon-dere-baca" benzeri şeyler yazan, ince, metal plaka.

*tetris oynarken dörtlü çubuk için yer saklamak.

*kolayı şişeden bardağa doldururken oluşan köpüğün miktarından, asidinin kaçıp kaçmadığını anlamak.

*sigara'nın sönük külünün giysinin üzerine düşmesi, öncelikle almak için hamle yapmak, ancak sonra "ulan dokunduğum anda dağılacak bu" diye düşünmek, 2-3 saniye onu oradan almak için planlar kurmak, sonra sıkılıp üflemek.
aynı şekilde giysi üzerine düşen yağlı yemek parçasını olabilecek minimum hasarla, adeta uranyum tutar gibi almak.

*Toplu taşıma araçlarında, trafiğe sinirlenen şöförlerin normalden hızlı gitmeleri, ralliciler gibi tak tuk vites değiştirerek "amına koduğum" şeklinde söylenmeleri, "lan şimdi bana patlamasın bu herif" şeklinde düşünerek sırıtamamak, normalden daha ciddi oturmak. sonra "ne yapıyorum ben?" şeklinde gelen yabancılaşma duygusu.

*yürürken yolu sizin yolunuzla aynı olan ve önünüzden uzun süre yürüyen insanlar yüzünden rahatsız olmak. özellikle erkekseniz ve önünüzde yürüyen kişi kadınsa "ulan takip ediyor gibi olduk galiba" diye kurtlanmak, hızlı hızlı yürüyerek öne geçmek, yavaşlayarak mesafeyi arttırmak, ya da karşı kaldırıma zıplamak.

*Üst üste espriler patlayan arkadaş ortamında hiç bi espriye gülmemek, "ulan ortama uyayım, sıcak kanlı havası yaratayım, sempatik olayım" diyerek sonraki espriye "rooohahahahah" diye gülmek, ama bir bakmak ki, bu sefer de kimsenin gülmemesi ve göt olmak.

Hepsinden öte orhan'dan öyle bir yorum geldi ki, hem ayrıntının en günceliydi, hem de acaip komikti, o kadar gülmeseydim blog hevesimi alıp götürebilirdi bile.

"orhan:
zodyak yılın da öküzmüş
orhan:
nedense hiç şaşırmadım
"


tamam sustum.

3 yorum:

muz balığı dedi ki...

birisi hakkımda atıp tutmuş, ben de geldim bi olay mı var diye, ama yokmuş, ego varmış bol bol ehe. benjamin linus kıvamında verilmiş alttan alttan. neyse.
konteynır kelimesi ile ilgili olcaktı yorumum, bizim burda da bi yazı var, çöpleri yukarı konteye bırakın diye. adam hayatında o kadar yer vermiş ki bu söze, kısaltmış, kolay kullanım olsun diye ehehe. kontey mi, konte mi acaba. ehehe. neyse bi de bizim yolda hani yokuş ya, orda şöyle bişey yazıyor, buraya çöp bırayma? aynen böyle. sonunda soru işareti de var. septik.
böyle uzun giriye böyle uzun yorum arkadaşım.

muz balığı dedi ki...

amma ehehe demişim. çaktırmadan silersen tükürüklerini, kendimi hayvan gibi hissetmicem (yazına gönderme yapmaca)

muanma .. dedi ki...

devamını isterizz :)